BLOG
Tümünü Gör

Tarihi Yapıların Önemi Nedir?

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KALAN YAPILAR, TARİHLERİN EN BÜYÜK VE SOMUT SİMGELERİDİR.

YAŞANMIŞLIKLARI ANLAMAMIZI VE DERS ÇIKARMAMIZI SAĞLARLAR.

 

Tarihi yapılar, bir toplumun geçmişini anlatan en önemli kalıntılardır. Geçmiş yaşamları anlayabilmek için tarihi yapılardan elde edilen verilerle günümüzden binlerce yıl önce yaşamış bir toplumun ne yediğinden, nasıl yaşadığına kadar birçok bilgiye ulaşmamızda bize yardımcı olurlar. Tarihi yapılar, bulundukları bölgede yaşamış toplumların özelliklerini taşıdığından kimlerin o bölgede hangi yıllarda nasıl yaşadığını, ne yediklerini, ne içtiklerini, ne giydiklerini, nasıl bir dini inanca sahip olduklarına kadar birçok bilgiyi bizlere aktarmaktadırlar. Bu yapıtları asıl önemli yapan şey günümüz teknolojisinde bile yapımına neredeyse imkansız olarak bakılan mimarilere sahip olmalarıdır.

 

 

Neden Yaşatılmaları Gerekir?

 

Günümüzde inşa edilen tüm binalar belirli bir ömre sahip olarak görülmektedir. 1900 yılında yapılmış olan bir bina, günümüzde artık zor ayakta durduğu için genelde yıkım kararı alınıp yerine bir yüz yıl daha kullanılmak üzere başka bir yapı yapılmaktadır. Lakin çok daha geriye gidildiğinde binlerce yıl önce yapılmış yapıların halen ayakta duruyor olmaları bizlere bir mesaj niteliği taşımakta olup, örnek teşkil etmektedirler. Biz insanoğlu bu tarihi yapıların değerini anlamaya başladıkça,onları korumaya başladık. Korumaya başladık ki ileriye örnek olsun ve ileriki dönemlerde yüz yıl değil bin yıl ayakta kalacak yerler yapılsın, biz nasılki binlerce yıl önce yaşamış insanların ne yediğinden, ne giydiğinden, nasıl gezdiğine kadar herşeyi öğrenebiliyoruz, bundan üç bin yıl sonra yaşayanlar da bizlerle alakalı bilgiye sahip olsunlar. Bu yapıların korunup yaşatılmasının en büyük önemi, bizler için örnek olmalarıdır.

 

 

Kısa Kısa Dünyanın Yedi Harikası

 

 

1 - ) Hindistan’daki Tac Mahal Anıt Mezarı

 

Tac Mahal, Hindistan Türk İmparatorluğu'nun Timuroğulları hanedanının 5. hükümdarı Şah Cihan (1593-1666) tarafından, o zamanki imparatorluğun başkenti olan Hindistan'ın Agra şehrinde, Jumna Nehri'nin kıyısında yaptırılmıştır. Dünyada aşk için dikilmiş en büyük ve en güzel anıt olarak kabul edilen bu türbe, Şah Cihan'ın büyük bir aşkla sevdiği eşi Ercümend Banu'nun (Mümtaz Banu) ölümü üzerine, onun hatırasına yaptırılmıştır. Yapının mimarları, Mimar Sinan'ın talebelerinden Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi ile yapıdaki yazıları yazan Hattat Serdar Efendi eserin yapımı için Şah Cihan tarafından İstanbul'dan davet edilmişlerdi. 1630'da inşaasına başlanan eser, 22 yıl sonra 1652'de tamamlanmıştır. 

 

 

2 - ) Meksika’daki Chichen Itza Piramidi

 

Çiçen İtza diye okunan ve Meksika’nın Yucatan Yarımadası’nda bulunan piramid, bir maya kentinde bulunur ve Yucatan’ın dini merkezi sayılmaktadır. Mayaların mimari ve kültürel olarak bütün özelliklerini taşır. Mayalar piramidi astronomi ve matematik bilimi ile sistemli bir çalışma yürütmek amacıyla bu piramidi yapmışlardır. Kristof Kolomb öncesi dönemde kurulmuş olan piramit günümüzde Meksika’nın en çok ziyaret edilen ikinci arkeolojik sit alanı olma özelliğine sahiptir.

 

 

3 - ) Brezilya’daki Kurtarıcı İsa Heykeli

 

Kurtarıcı İsa Heykeli 1922 yılında dönem içerisinde ülke başkenti Rio de Janeiro’da Brezilya’nın 100. yılı şerefine başlatılmış ve 12 Ekim 1931 tarihinde resmi törenle açılmıştır. Yerden 730 metre yüksekliğindeki heykele ulaşmak için ortalama 10 dakikalık bir tren yolculuğu yapılmaktadır. Bu 10 dakikalık tren yolculuğu Tijuca Milli Parkının içerisinden gerçekleştirildiğinden ziyaretçilerin bir çok güzelliği görme fırsatı da olur.

 

30 m boyu (baş bölgesi yalnızca 3,75 m) olan heykel 8 m yüksekliğindeki bir kaide üzerinde durmaktadır. Heykel 1.145 ton ağırlağındadır. Ayrıca heykelin kollarının açış uzunluğu 28 metredir. Heykelin başı ve kolları Fransa’da özel olarak yaptırılmıştır. Heykel yerden oldukça yüksekte olduğu için doğanın vereceği taribatlara karşı dış cephesi özel bir madde ile korunmaktadır. Yılda 1 milyon kadar turist ağırlayan Kurtarıcı İsa Heykeli bir seansda ortalama 150 kişilik kafilelerden oluşur. Heykelin ilginç anılardan bir tanesi de 1 Aralık 1999 yılında Avusturyalı base jumpingci Felix Baumgartner tarafından heykelin sağ kolundan paraşüt ile atlamasıdır.

 

 

4 - ) Çin Seddi

 

2007 yılında Dünyanın yeni 7 harikası içerisinde seçilen Çin Seddi M.Ö 403 ve 201 yılları arasında 20’den fazla ayrı krallık tarafından temeli atımıştır. Çin Seddi önceleri krallıkların kendilerini korumak amaçlı küçük sınırlar idi. Qin,Zhao,Yan kralıkları ise XiongNu, DongHu, LinHu, Hiung-nu’ların yaptığı saldırıları durdurmak ve aynı zamanda ülkenin sınırlarını korumak amacıyla Çin seddi’nin temeli sayılabilecek savunma surlarını inşa ettiler. Çin’in ilk imparatoru Qin Shi Huang bu alan içerisine boydan boya güçlü ve geçilmez bir savunma duvarı inşa etmeye karar verdi. Bu inşanın amacını tarihçiler bir çok görüş belirtmiştir. Bu görüşler içlerinden bazıları şunlardır:

 

    ▪    Ülkeden kaçışlarını engellemek.

 

    ▪    Yönetimin yalnızca imparatorluk hanedanlığının eline geçmesini sağlamak(Tek elden yönetim elde etmek).

 

    ▪    Ülkenin savunma hatta çekerek ağır kayıpları engellemek, saldırıları pasifleştirerek savaş ekonomisini azaltmak.

 

    ▪    Çin’e karşı savaşan başta Hun Medeniyeti kabileleri olmak üzere Türk boylarının saldırılarını pasifleştirmek.

 

M.Ö 3. ila M.S 17’e kadar Çin Seddi’ni uzatma çalışmaları devam etmiştir. Saldırılar sırasında çöken veya göçükleşen yerleri onaran ise 1368 – 1644 yılları arasında yaşamını sürdüren Ming Hanedanlığıdır. Çin Seddi Duvarınının kalınlığı 4 ila 6 metre olup, taban kalınlığı 7 metredir. Yalnız duvar bir bütün olarak incelendiğinde bazı bölgelerde sağlam malzeme kullanılmadığı, tabanının ve yüksekliğinin değiştiği görülebilir. Kalın duvarlar üzerinde atlar gidebilirler ve yine kalın olan yerlerde siperlik, ve okçu dilekleri bulunur. Her 200 metrede gözetleme kulesi – kale ve 9 metrelik bir fener kulesi bulunur. Ayrıca duvar üzerinde tapınak ve sarayda bulunur.

 

Günümüze kadar kalan duvarın büyük bir kısımı Ming Hanedanı döneminde inşa edildi. 1986 yılında UNESCO Dünya Mirasları listesine eklenen Çin Seddi’nin toplam uzunluğu, Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Kültürel Miraslar İdaresi ile Devlet Ölçme ve Haritalama Dairesi’nin 18 Nisan 2009 tarihli açıklamasına göre 8.851,8 kilometredir.

 

 

5 - ) İtalya’nın Roma Kentindeki Colessium

 

İtalya’nın başkenti Roma kentinde bulunan Roma halkını eğlendirmek amaçlı Gladyatör dövüşleri ve çeşitli gösterilerin yapıldığı Flavianus (Yapı flavium uygarlığı döneminde inşa edildiği için bu uygarlığın adını almıştır.) Amfiyatro, arenadır. Kolezyum’un asıl adı Arena’dır yalnız daha sonraları girişindeki heykelin ismi olarak adlandırılmıştır. Günümüzde deprem dolayısıyla hasar görmüş ve taşları çalınmıştır.

 

Arena dönemin usta komutanı Vespasianus tarafından İ.Ö 72 yılında yapımına başlanmış, 152 yıl sonra M.S 80 yılında tamamlanmıştır. Titus döneminde tamamlanan Arena son değişiklikleri Domitian hükümdarlığı zamanında yapılmıştır. Arena içerisinde deniz savaşlarının taklit ettirilmesi – tiyatro, halk savaşları gösterileri, hayvan avcılığı, infazlar, mitolojik olay ve özel günler kutlanmaktaydı.

 

Kolezyum daha sonraları barınma, iş dükkanları, dini kışlalar, istiham, taş ocağı ve Hristiyan türbesi olarak çeşitli amaçlarda kullanılmıştır. 

 

 

6 - ) Ürdün’deki Petra Antik Kenti

 

Petra Antik Kenti MÖ 400 ile MS 106 yıllarında Nebatiler tarafından krallarının ölümü sonrasında gömülmesi için kral mezarlığı amacıyla yapılmıştır. Yunanca Taş anlamına gelen Petra Antik Kenti’nin içerisinde tiyatro, tapınak, ev ve bir takım yapılar bulunmaktadır. Roma dönemi içerisinde yapılan amfitiyatro en çok bilinen yapılardan birisidir.

 

Ticaret yolllarına yakın olması nedeniyle Petra Antik Kenti Nebati İmparatorluğu döneminde hızlı bir şekilde gelişmiştir. Nebatilerin ticaretten elde ettiği gelirle kumtaşlardan bu yapıya oluşturmuşlardır. Şehre bu gelirler sayesinde görkemli yapılar yapılmıştır. Petra Antik kentinin yapımı 500 yıl boyunca sürmüştür. Şehire siq adı verilen yer yer 1 metreye kadar daralan vadiler üzerinden gidilir. Petra içerisinde aynı zamanda su ihtiyacını karşılamak için oluşturulmuş antik çağ barajı bulunmaktadır. Siqler sayesinde harcama yapılmadan doğal bir korunma sağlamıştır. Nebati İmparatorluğundan sonra Roma İmparatorluğunun eline geçmiştir. Roma ile yeni bir döneme giren Petra, bu dönem içerisinde gelişmişliğini devam ettiremeyecek ve zamanla depremler nedeniyle yerleşkesini kaybederek terkedilmiş bir şehre dönüşecektir.

 

Petra Antik Kenti içerisinde Al Khazneh (Hazine) ve Roma yapı mimarisiyle inşa edilmiş Amfitiyatro, Petra Kaya Mezarlıkları, Kraliyet Mezarlığı, Aaron (Hz. Musa’nın kardeşi) mezarı, Nebatiler Müzesi ve Petra Arkeoloji Müzesi bulunmaktadır.

 

1800’lü yıllarda İsviçreli gezgin Johann Burckhardt tarafından kültürel Petra Antik Kenti tekrar bulunmuş ve 1985 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültürel Mirası listesine eklenmiştir. 2007 yılında Dünyanın yeni yedi harikası listesine eklenmiştir.

 

 

7 - ) Peru’daki Machu Picchu Antik Kenti

 

Antik kent, aktif olduğu dönemde nüfusu 100’den fazladır. Bu veri yapılan çalışmalarda incelenen iskeletlerden anlaşılmıştır. Aynı çalışmalar içerisinde şehrin 700’den fazla İnka’nın önde gelen asil ve din adamlarına ev sahipliği yapmış olduğu bulunmuştur. 1912 ve 1913 yıllarında Bingham, şehri ortaya çıkarmıştır. 1915’de Machu Picchu araştırma kitapları yayınlanmış ve National Geographic dergisinin Nisan 1913 sayısı ile Machu Picchu meşhur olmuştur.

 

Machu Picchu Güney Amerika kıtasının en fazla ziyaret edilen yeridir. Günlük ortalama 2000 kişi ziyaret etmektedir. Kente Cusco adlı şehirden Aguas Calientes köyüne raylı sistem ile ulaştıktan sonra buradan 8 km. lik otobüs yolculuğu sonunda ulaşılır. Turizm sektörünün ilerlemesiyle birlikte Peru kente bir teleferek hattı yapmak istemiş fakat UNESCO bu teleferik hatına doğal yapıyı bozması ve toprak kayması tehlikesi göz önünde tutarak sert bir muhalefet yapmaktadır. Ayrıca kent çevresi üzerinde toprak kayması sıkça yaşanmaktadır. 2004 ve 2005 yıllarında gelen toprak kaymalarında 11 kişi yaşamını yitirmiş, raylı hattın da 400 m lik kısmı toprak altında kalmıştı.

 

 

Özsoy İnşaat, Neden Tarihi Bir Mimari Kullanarak Residence İnşaa Etti?

 

Eskişehir Özsoy İnşaat, 2010 Yılından itibaren farklılaşma adı altında yapmış olduğu projeler ile ve Yaşamlara dokunur sloganıyla daha yakından tanınmaya başlamış bir inşaat firmasıdır.

 

İlk fark, Batıkent’te yapılan Garden Life akıllı evler projesiydi ve ikinci olarak tarihi bir mirası şehrinde yaşatmak isteyen Özsoy İnşaat, bunu düşünceden çıkartıp 2015 yılında  Collesium Residence’ın temellerini atmıştır.

 

Modern mimarilerde tarihe olan saygının yitirilmemesi ve ilerleyen dönemlerde daha da kendini göstermesi umudu ile yaşamlara dokunmaya devam etmekten gurur duyuyoruz.